YAŞLILIK VE HASTALIK

YAŞLILIK VE HASTALIK


Yaşlanma, tüm canlılarda görülen, vücudun tüm işlevlerinde azalmaya neden olan, ilerleyici ve evrensel bir süreç olarak tanımlanabilir. Bedenimizde hücre, organ ve sistemler düzeyinde zamanın ilerlemesi ile ortaya çıkan, geriye dönüşü olmayan, yapısal ve işlevsel değişikliklerin tümünü YAŞLANMA olarak isimlendiriyoruz.

İnsan yaşlandıkça doğum günü pastası fener alayına benzer.
Katherine Hepburn

Çocukluğumuzdaki doğum günlerinde bir yaşa daha girmenin büyük heyecanını yaşarız. İlerleyen yıllarda olgunlaşmanın getirdiği sorumlulukları omuzlarımızda hissederiz. Yaşlılıkta ise anılarımız sürükler yaşamı ve hastalıklarımız eşlik eder. Yaşlılık ve hastalık birlikte yol alır. Neden?
Takvim sayfaları tükendikçe geçen zaman içerisinde artan yaşımız takvimsel yaşlanma, bedenimizde oluşan ve geri dönüşümü olmayan değişiklikler ise biyolojik yaşlanmadır. Biyolojik yaşlanma hızı her insanda farklıdır. Çünkü her insanın yaşadığı çevre, beslenme alışkanlıkları, mesleği ve aileden aldığı genetik miras farklıdır. Bunlar, hastalıklara yakalanma ve hastalıklar ile baş edebilmede farklılık yaratır. Bu farklılık olsa da, genel anlamda yaşlılar daha sık hastalanmakta, daha fazla kronik hastalık veya sorun ile yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Çoğu kez birkaç sağlık problemini bir arada göğüslemeye çalışmakta, sağlık kuruluşlarına daha fazla başvurmakta ve hastanede daha uzun süre yatmaktadırlar.
Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin kendisine ve yaşamına daha fazla değer vermesi nedeni ile ortalama insan ömrü uzamış, dünya nüfusu ise artmıştır. 2000 yılında Edirne'de düzenlenen Geriatri Kongresi'nin bildirilerinde, 2010 yılında dünya nüfusunun %7.3'ünün 65 yaşın üstünde olacağı öngörülmüştür. İnsan yaşamında yaşlılık dönemi 65 yaş ve üzeri kabul edilir. Gün geçtikçe insan ömrü uzamakta ve yaşlı insan nüfusu artmaktadır.
Yaşlılık döneminde insanın duygu ve davranışlarında pek çok değişiklik meydana gelir. Algılamada azalma, dikkatsizlik, daha yavaş düşünme hızı görülebilir. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya hareketlerindeki yavaşlama da eşlik edebilir. Buna karşın yaşam deneyimleri ile zenginleşmiş olduklarından, iyi bir değerlendirme yeteneğine ve zengin konuşma diline sahip olmaları kazançlarıdır.

Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar.
Mevlana

Yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalır ve yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur. Yeni durumlara uyum sağlayabilme ve yeni düşünceleri kabul etmede güçlük yaşayabilirler. Çevreye karşı daha az, kendi bedenine ve kendine karşı daha fazla ilgili, ikili ilişkilerde daha derin düşüncede ve seçicidirler. Yeniliklerden ürkebilirler ve eski yaşamlarını özlerler. Genç nesille aralarındaki fikirsel uzaklık artmaya başlayabilir. Bireyin, geçmişini daha sıklıkla sorguladığı bir dönemdir. Kişi, geçmişinde kendisine doyum veren bir hayat yaşamışsa, hedeflerine, isteklerine, ideallerine yaklaşabilmişse, yaşlılığı daha kolay kabullenir. Yanı sıra, yaşlılığı kabullenme her bireyin sosyal durumuna göre de değişir. Maddi olarak güvencesi olması ya da az olması, ailesi ve dostları içinde sevdiği kişileri kaybetmiş olması, kendini fazlalık olarak hissetmesi ve yakınlarına yük olduğunu düşünmesi yaşlı kişileri etkileyebilir. Huzursuz bir dönem başlayabilir ve yaşlı kişi depresyona girebilir.

Yaşlanmanın yüzümüzden çok aklımızda buruşukluklar meydana getireceğinden korkarım.
Montaigne

Ruhsal değişiklikler yanında fiziksel değişiklikler de hayatı kısıtlamaya başlar. Bu nedenle, ruhsal durumları daha fazla etkilenir. Eklemlerde kireçlenme (osteoartrit) ve kemik erimesi (osteoporoz) hastalıkları hareketlerini kısıtlar. Kalp ve akciğer hastalıkları günlük işleri yapmasını güçleştirir. Tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), şeker hastalığı (diabetes mellitus), mide ve karaciğer rahatsızlıkları beslenme alışkanlıklarında değişimi ve pek çok ilaç tedavisini beraberinde getirir. Hastalık; kötü karne, reçeteler, öneriler ve yasaklar; cezadır. Kişi, yaşlılığın hastalık anlamına geldiğini düşünmeye başlar.
Zamana bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal ve fiziksel anlamdaki değişiklikler, normal koşullar altında vücutta işlev kaybına neden olmazlar. Organların depolarında ve dengeleme kontrollerinde bir azalma söz konusudur. Vücudun çeşitli zarar verici etkenlere ve değişen koşullara uyumu azalmıştır. Bu nedenle yaşlı insan daha sık hastalığa yakalanır ve ortaya çıkan hastalıklar, uzun seyirli, geri dönüşü mümkün olmayan, çevresel etkenlere çok bağımlı, tedavide günlük yaşamdaki birçok değişimi gerektirecek hastalıklardır. Tedavide çok yönlü düşünmek ve yüksek hayat seviyesini planlamak gerekmektedir. Her hastalık, hastanın ruhsal, çevresel ve fiziksel özelliklerine göre tedavi edilmeye çalışılır. Ortopedi, İç Hastalıkları, Kardiyoloji ve Göğüs Hastalıkları Polikliniklerinin hasta grubunun önemli kısmını yaşlılar oluşturmaktadır.

Toplumun kalitesi ve dayanıklılığı yaşlı vatandaşlarına gösterilen özen ve saygı ile ölçülür.
Toynbee

Ekim ayının ilk pazar günü (01.Ekim.2006) DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ kutlandı. Dünyadaki ve Türkiye'deki sivil toplum örgütleri ''Yaşlılar toplumun temelini oluşturur'' konusunu gündeme getirdiler. Sağlık camiasında ise yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları gündeme geldi. Türkiye'de 65 yaş üstündeki kişilerde gerçekleşen ölümlerin kalp-damar hastalıkları, kanser ve beyin hastalıklarına bağlı olduğu, bu ölümlerin ana risk faktörlerinin ise sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon, bilinçsiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzına bağlı olduğu söylendi. 65 yaş üzerindeki kişilerde görülen diabetes mellitus, obezite (şişmanlık), osteoporoz, felç ve bilinçsiz beslenmenin gerçekleşen ölümlerde önemli risk faktörleri olduğu vurgulandı.
Toplum kalitesi ve dayanıklılığı için sağlığımıza dikkat edelim. Yaşlılarımıza saygı, yaşlılığımıza özen gösterelim. Gençliğimize değer verelim.

ANASAYFA

...
Yalnızlığa dayanırım da bir başınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam, geçinip gideriz bir mutlulukla.
Ama;
''Günün aydın, akşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı.
Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa;
Zor değil, hiç zor değil demli çayı bardakta karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama;
''Çaya kaç şeker alırsın?'' diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

Can YÜCEL

ACELE EDİN

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok küçük şeye bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine... Acele edin!
Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...

Can DÜNDAR

GOOGLE/GÖRSELLER