|
''Doktorum, kilo vermem mi gerekiyor! Ne yesem, ne içsem yarıyor... Su içsem kilo alıyorum...''
''Boş ver... Can boğazdan gelir...''
Alışık olduğumuz sözlerdir bunlar. Her nedense kendimize, hissettiğimiz veya şu anda hissedemediğimiz zararlar veriyor olsa da, sosyal yaşamımız içerisindeki zevklerimizden, alışkanlıklarımızdan ve de özellikle kültürel davranışlarımızdan vazgeçemiyoruz. Günlük yaşamımızda hareketliliğimizi, nefesimizi, kalp atışlarımızı fark edilir derecede etkiliyor olsa da, akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları ve özellikle kansere zemin hazırladığını biliyor olsak ta sigara kullanmaktan vazgeçmiyoruz. Bedensel ve toplumsal zararlarını biliyor olsak ta alkollü içecekler kullanmaya devam ediyoruz. Trafik kazalarının en önemli nedenleri arasında olmasına rağmen alkollü iken araç kullanmaya devam ediyoruz. Aynı şekilde, fazla kilolarımızın dış görüntümüzü kötüleştirdiğini, solunumu ve kalbimizi yorduğunu, dizlerimiz ve belimizde ağrılara neden olduğunu bilmemize rağmen hareket etmekten kaçınıyoruz. Damak zevkimize uyan, yüksek kalorili ve hazırlanması, elde edilmesi kolay olan besinleri tüketmeyi tercih ediyoruz.
Şişmanlık nedir?
Şişmanlık (obezite) yanlış bilinen şekilde; fazla kilolu olmak değil, bedenimizdeki yağ miktarının fazlalığıdır. Sporcu bir kişinin kilo fazlalığı kas ve kemik kitlesinin fazla olmasından kaynaklanır ve bu kişi için şişmanlıktan bahsedilemez. Aynı şekilde, zayıf bir kişinin kas ve kemik kitlesi az, yağ kitlesi fazla ise kilolu kabul edilir. Şişmanlık günümüzde sadece dış görünüşümüzü etkileyen bir durum değil, hastalık olarak kabul edilmektedir. Mutlak tedavi gerektirir. Gelişmiş ülkelerde, ülkemizde ve de bölgemizde sağlığı bozan nedenlerin başında gelmektedir.
Tüm hastalıklar gibi şişmanlık ta vücudumuzdaki dengenin bozulması sonucunda oluşmaktadır. Nedeni ne olursa olsun, besinler ile aldığımız enerjinin harcadığımız enerjiden fazla olması durumunda vücudumuz bu fazla enerjiyi yağ şeklinde depolar. Hastalık; şişmanlık (obezite) ve hasta; şişman (obez) olarak isimlendirilir.
Şişmanlığın tanısı; muayene, kilo/boy oranı, vücudun değişik bölgelerindeki cilt kalınlığı ve çevre ölçümleri ile konulur. Kabaca uygun kilo boyumuzun 100 eksiğidir. Doğru şekilde ise Vücut kitle indeksi (BMI-Body Mass Index) ile hesaplanır. BMI, ağırlığımızın boyumuzun karesine bölünmesi ile bulunur [BMI=(Kilo-kg) / (Boy-m)²]. Vücut kitle indeksi 19-25 arasında olan kişiler normal kilolu kişilerdir. 25-30 arası balık eti veya toplu, 30-40 arası şişman, 40'ın üzeri ise bazı hastalıkların ortaya çıkmasına elverişli şişmanlık durumu olarak ifade edilir.
Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılı verilerine göre dünya nüfusunun %25'inin BMI'i 30'dan fazla, yani şişmandır. %25'i ise balıketi veya topludur. %25'lik kısmı şu anda şişman değil ancak genetik olarak şişmanlığa yatkın durumdadır. Sadece %25'i ne şu anda ne de gelecekte şişman olmayacak grubu oluşturur. Görüldüğü gibi dünya nüfusunun %75'i bu sorunla ya baş başadır ya da hastalık için adaydır. Son on yıl içinde, dünya üzerindeki hemen bütün ülkelerde şişmanlıkta belirgin bir artış görülmektedir.
Neden şişmanlıyoruz?
Her yaşta en sık nedenler; fazla, yüksek kalorili gıda almak ve hareketsizliktir. Besinlerimizin önemli kısmını tahıllar ve sebzeler oluşturması gerekirken, damak zevkimizi ön planda tutarak, genellikle yağlı, hamurlu ve şekerli gıdaları tüketmeyi tercih ediyoruz. Gereksiz öğünlerde, ayaküstü veya misafirlikte kalorisi yüksek gıdalar tüketiyoruz. Ayrıca, beslenme alışkanlıklarımız en sık ve çözümü en kolay nedenler olmasına rağmen, besinlerin kalori ayrımını dahi yapamıyoruz. Bunun yanında; günlük yaşamımızda spora yer vermiyoruz. Aksine, hareketsiz kalmayı, örneğin; yürümek yerine araba kullanmayı gereksizce tercih ediyoruz. Bu durumda fazla kalori alıyor, aldığımız kaloriyi harcayamıyor, yağ şeklinde depolayarak kilo almış oluyoruz.
Mesleğimiz, bulunduğumuz çevre ve durumlar nedeni ile düzensiz ve dengesiz beslenebiliriz. Bedensel olarak aktif olduğumuz bir işten masa başı bir işe geçiş, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenler enerji tüketimimizi azaltabilir. Bunun yanında, mesleğimiz nedeni ile dengeli beslenme için zaman ayıramamamız, kalorili, kolay elde edilen ve hızlı tüketilebilen besinleri tercih etmemiz de kilo almamıza neden olabilmektedir. Düzenli, günde üç öğün beslenme yerine öğün atlamış olmak, zayıflamanın aksine bir sonraki öğünde fazla yememize ve kilo almamıza neden olacaktır.
Yaşamın farklı dönemlerinde, örneğin kadınlar hamilelik döneminde kilo alabilirler. Her geçirilen gebelik vücutta fazla kilo bırakabilir ve kadın gebelik sırasında gereğinden fazla kilo aldıysa ya da doğum sonrasında bu fazla kiloları atmak için gayret göstermediyse, çok sayıda doğum yaptıysa yine şişmanlık adayıdır. Erkekler ve kadınlar bekarlıktan çıkıp evlendikleri dönemde beslenme şekilleri değiştiği için kilo alabilirler. Gerek erkek gerekse kadında, özellikle de şişmanlığa eğilimi olan kişilerde evlilik öncesinde kilo almamak ve dış görünüşünü korumak için gösterilen çaba, evlilik sonrasında pek kalmadığı için daha kolay kilo alınabilmektedir. İnsanın içerisinde bulunduğu psikolojik durum ve bazı psikiyatrik hastalıklarda beslenme şeklini değiştirerek kilo almasına neden olabilir.
Hakkınızı yememek adına söylemek gerekir ki; ailemizden aldığımız genetik miras ta şişmanlığın bir nedenidir. Her insanın bedeninin çalışma şekli ve aldığı besinleri harcama hızı farklıdır. Bu özellikler genetiktir, yani aileden gelir. Fakat şu ayrım yapılmalıdır ki, beslenme alışkanlıkları kilo almaya müsait anne ile babanın çocukları da şişman olacaktır. Ailesel miras yanında çevresel nedenler ve beslenme alışkanlıkları da unutulmamalıdır.
Yaşlılığımızda hareket kabiliyetimiz ve vücudumuzun çalışma hızı azalır. Enerjiyi harcamada azalma nedeni ile kilo alabiliriz. Bunun yanında her yaşta görülebilen ancak sıklıkla yaşlılıkta ortaya çıkan bazı hastalıklar da (şeker hastalığı, troid bezi hastalıkları gibi) vücudumuzun dengesini bozduğu için kilo almamıza neden olabilmektedir.
Hastalıklarımız nedeni ile aldığımız ilaçlar ve geçirdiğimiz ameliyatlar da kilo almamıza neden olabilir. En geleneksel örnek kortizonlu ilaçların (steroid) kullanımıdır. Ameliyat sonrası hareketsizlik ve psikolojik durumun bozulması da kilo almamıza neden olabilmektedir.
Bu faktörlerden bir ya da daha fazlasının bir kişide bulunması ile şişmanlık ortaya çıkmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki; bir kişi ancak ve ancak harcadığından daha fazla gıda veya kalori alırsa ya da tersini söylersek, aldığı gıda veya kaloriden daha az harcarsa şişmanlar. Kişisel gözlemime göre; Bayburt toplumunda şişmanlığın en sık nedeni yağlı ve unlu gıdaların fazlaca tüketilmesidir. Bitkisel yağlar yerine hayvansal yağların tüketimi kilo almak yanında kolesterol yüksekliğine neden olarak sağlığımızı tehdit etmektedir. Özellikle kadınların ev ziyaretlerinde normal öğün dışında ve özellikle yüksek kalori içeren besinleri tüketmeleri, hareketsiz yaşam tarzları kilo almalarına neden olmaktadır. Çalışan kesimde zamansızlık nedeni ile hazır gıda tüketiminin fazla olması, yanı sıra düzenli ve hareketli bir yaşamlarının olmaması şişmanlık nedenidir. Genel olarak yüksek kalorili beslenme, hareketsizlik ve düzenli spor alışkanlığımızın olmaması kilo almamızın esas nedenleridir. Sadece bu nedenler ile değil bazı hastalıklar nedeni ile de şişmanlayabiliriz. Özellikle sonradan ve aniden şişmanlama durumu söz konusu ise nedenini anlamak için İÇ HASTALIKLARI UZMANI'nıza danışmalısınız. Öncelikle; fazla yağları vücudunuzun bir parçası olarak ve şişmanlığı yaşam şekli olarak kabul etmemeli, hastalık olarak kabul etmelisiniz. Daha sonra farklı hastalıklara yakalanıp, farklı uzmanlık dallarındaki doktorlar ile tanışmamak için...
ANASAYFA
|