KAN UYUŞMAZLIĞINA DİKKAT ! ! !

KAN UYUŞMAZLIĞINA DİKKAT ! ! !


Kısaca ''Kan uyuşmazlığı'' olarak bilinen durum, anne karnındaki bebeğin sağlığı açısından önemli bir konu. Basit bir kan grubu testi ile hamilelik öncesinde anlaşılabilen bu durum farkına varılmadığı ve önlem alınmadığı zaman bebekte ciddi kansızlık, kalp yetmezliği, yaygın ödem gibi ciddi problemlere, sinir sistemi hasarı nedeni ile geri dönüşü olmayan sakatlıklara yol açabiliyor. Hatta bebeğin ölümü ile sonuçlanabiliyor. Kan gruplarının ayrımında kullanılan ''Rh'' faktörünün yokluğu ile ilgili bu durum, kan grubu Rh negatif olan anne kanının genellikle ilk doğumda Rh pozitif bebek kanı ile teması sonucunda meydana gelen ve sonraki doğumlarda bebeğin yaşamı için risk oluşturan alerjik bağışıklık reaksiyonudur.

Kan grupları

İnsan kanı, kanda bulunan alyuvarların (kana kırmızı rengi veren hücreler) yüzeyinde bulunan aglütinojenlerin tiplerine göre sınıflandırılmıştır. Temel kan grupları ''O, A, B ve AB'' olmak üzere 4 tiptir. O (sıfır) grubu kandaki alyuvarlarda aglütinojen yoktur. A grubu kandaki alyuvarlarda A aglütinojeni, B grubunda B aglütinojeni, AB grubunda ise A ve B aglütinojeni bulunur. Yapılan çalışmalarda temel 4 grup dışında, alyuvarlarda ''RHESUS (Rh) FAKTÖRÜ'' denilen bir maddenin olduğu, toplumda %85 kişinin alyuvarlarında bulunduğu yani pozitif olduğu, %15 lik kesimde ise bulunmadığı yani negatif olduğu tespit edilmiştir.

Bir insandan diğerine kan aktarılması (transfüzyon) yapılırken hem kan grupları hem de o gruplarda Rh faktörünün bulunup bulunmadığı göz önüne alınır. Rh faktörsüz kanı olan kişiye Rh faktörlü kan verilemez. O grubu olan bir insan yalnız kendi grubundan kan alabilir, hem kendi grubuna hem de diğer gruplara kan verebilir. Çünkü alyuvarlarında aglütinojen yoktur. O grubu kanı olanlara genel verici denir. AB kan grubu olan bir insan her gruptan kan alabilir, çünkü alyuvarlarında hem A hem de B aglütinojenleri vardır. Ancak kendi grubundan başka gruplara kan veremez. AB kan grubundan olanlara genel alıcı denir. A kan grubu olan bir insan, kendi grubundan ve O grubundan kan olabilir. Kendi grubu ile AB grubuna kan verebilir. B kan grubundan olan bir insan, kendi grubu ile O grubundan kan alabilir ve kendi grubu ile AB grubuna kan verebilir. AB grubunun genel alıcı, O grubunun genel verici olması teorik olarak anlam taşır. Pratikte kendi kan grubu ile alışveriş olması istenir ve o şekilde uygulanır.

Kan grupları ve Rh faktörü kalıtsaldır. Kan grupları uyuşmayanlar arasındaki kan alışverişi sonucu kan alan kişide aglütinasyon (alyuvarların parçalanması ve damar içerisinde pıhtılaşma) meydana gelir ve kan alan kişinin ölümüne neden olabilir. Kan aktarımında kan grupları ve Rh faktörü göz önünde tutulmalıdır. Bunun nedeni Rh negatif gruba girenlerin kan serumunda Rh a karşı, O grubu olanlarda A ve B ye karşı, A grubu olanlarda B ye karşı, B grubu olanlarda ise A ya karşı antikor bulunmasıdır. Bu antikor denilen madde Rh faktörü taşıyan ve farklı kan grubu aglütinojeni taşıyan alyuvarları düşman olarak algılar. Alyuvarları parçalayarak damar içi pıhtılaşmaya neden olur. Bu durum kan alan kişinin ölmesine neden olabilir.

Kan uyuşmazlığı

Rh faktörü pozitif bir erkekle Rh faktörü negatif olan bir kadının evlilikleri sonucu doğacak çocuk, babada gizli (çekinik) Rh negatif özelliği var ise %50 ihtimalle Rh negatif kan grubuna sahip olacaktır. Bu çekinik özellik yoksa %100, varsa %50 ihtimalle Rh pozitif kan grubuna sahip olacaktır. Annenin Rh negatif faktörlü kanında çocuktan anneye geçen Rh pozitif faktörüne karşı oluşacak antikorlar anneden çocuğa geçer ise çocukta ağır bir hastalık oluşturarak ölümüne neden olabilir. Evliliklerde Rh faktörü bu nedenle çok önemlidir. Kan uyuşmazlığı genel düşüncenin aksine karı koca arasında değil, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebek arasında söz konusu olabilen normal dışı bir durumdur.

Kan uyuşmazlığı her gebelikte meydana gelmez. Bu durum alerjik bir reaksiyondur ve alerjik reaksiyonlar ilk karşılaşmada ortaya çıkmazlar. Bu nedenle ilk gebelikte bu olay beklenmez. Ancak ilk doğumda bebekten anneye fazlaca kan geçer ve anneden bebeğe fazlaca antikor geçişi olursa ilk gebelik de olsa kan uyuşmazlığı tablosu ortaya çıkabilir.

Normal koşullarda hamilelik sırasında anne ile bebeğin kanları birbirlerine hiç karışmadan plasenta (eş) aracılığı ile oksijen, karbondioksit ve besin alışverişi gerçekleşir. Doğum sırasında zedelenen damarlar yolu ile bir miktar bebek kanı anne kanına karışabilir. Rh pozitif kan ile karşılaşan anne kanı tamamen yabancı olduğu Rh faktörüne karşı şiddetli antikor geliştirir. Genellikle ilk doğumda sorun yaratmayan bu durum annenin kanında oluşan bu saldırgan antikorlar nedeni ile sonraki doğumlarda sorun ortaya çıkarır. Sonraki gebeliklerde bu antikorlar kolayca plasenta engelini aşarak bebeğin kanına geçer ve bebeğin alyuvarlarını hızlı bir şekilde parçalamaya başlar. Bebeğin kemik iliği, dalak ve karaciğerinde bu parçalanan alyuvarların yenileri yapılır. Bu yapım ve yıkım sırasında, miktarı fazla olduğunda vücuda zarar veren bilirubin denilen zehirli bir madde ortaya çıkar. Bebeğin karaciğeri bu maddeyi etkisiz hale getirebilecek kadar henüz gelişmediği için annenin karaciğeri bu maddeyi zararsız hale getirir. Üretilen alyuvar sayısı parçalanan alyuvarlardan az ise bebek kansızlık nedeni ile anne karnında ölebilir. Arada bir denge var ise bebek bir ölçüde kansızlık ile doğabilir veya sağlıklı olarak dünyaya gelir. Bu durumda da sorun devam etmektedir. Bebeğin alyuvarları anneden bebeğin kanına geçen antikorlar nedeni ile halen yıkılmaktadır ve yenilerini yapabilecek maddeler bebekte yeteri kadar bulunmamaktadır. Bu maddeleri anneden alamayacağı için telafi edemez. Üstelik bebeğin karaciğeri ortaya çıkan bilirubini vücuttan tam anlamı ile uzaklaştıramaz. Kanda belli seviyenin üzerine çıkan bilirubin gözün beyaz kısmına ve cilde yerleşerek sarıya boyar. Oluşan bu duruma sarılık denir. Asıl önemli olan bu maddenin beyin ve sinirlere yerleşerek yaşamı tehdit etmesidir. Tedavi edilmeyen bebeklerde kaslarda sertlik, sakatlık, körlük, şaşılık, sağırlık ve zeka geriliği gibi geri dönüşü olmayan sakatlıklara neden olabilir. Hatta alyuvarların parçalanması ciddi kansızlık, yaygın ödem ve kalp yetmezliğine yol açarak ölüme neden olabilir. Bilirubin yüksekliği nedeni ile ortaya çıkan bu sarılık tablosu bebeğin kuvözde tutulması, fototerapi denilen mor ışık tedavisi veya kan değişimi gibi yöntemler ile tedavi edilmeye çalışılır.

Bu tablonun oluşması için ilk gebeliğin doğum ile sonuçlanmış olması gerekmemektedir. Kürtaj, kendiliğinden düşük veya dış gebelik durumlarında da aynı olaylar gerçekleşebilir. Sonraki gebeliklerde bebeği tehlike altına sokabilir.

Diğer kan gruplarında uyuşmazlık olması durumlarında olay daha hafif seyreder. Müdahale edilmeden basit bir sarılık ile atlatılabilir. Hiçbir uyuşmazlık olmadığı halde yeni doğan bebekte benzer durumların hafif şekilleri meydana gelebilir. Birkaç gün süren sarılık şikayeti ile bu durum atlatılır.

Öncelikle önlem alınmalı !

Kan grubu basit bir test yapılarak öğrenilmektedir. Anne adayı kadının kan grubu Rh negatif ise ilk gebelikte önlem alınmalıdır. Gebeliğin 28. haftasında, doğumdan sonra bebeğin kan grubu Rh pozitif tespit edilirse ilk 72 saat içerisinde, düşük ve kürtaj durumlarında, dış gebelik ameliyatlarından sonra 72 saat içerisinde anneye koruyucu aşı, halk arasında bilinen ismi ile uyuşmazlık iğnesi yapılmalıdır. Koruyucu aşı farklı şekillerde uygulanabilmektedir. Gebe kaldığınız ilk günden itibaren ''Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı'' kontrolünde olmanız gerekmektedir.

Kan uyuşmazlığı gebelikte bir takım testler ile araştırılabilen, tedavisi ve korunması mümkün olan bir durumdur. Unutulmamalıdır ki; Halk Sağlığı açısından en önemli konu hastalıkların ortaya çıkmadan önce önlenmesidir. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için gebelikte sağlıklı ve düzenli izlem ön koşuldur. Anne-baba adayları, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı arasında işbirliğinin sağlanması tedavi sürecinin temelini oluşturmaktadır. Uygun bir gebelik yönetimi ve doğuma uzmanlar gözetiminde hazırlık kan uyuşmazlığı gibi yaşamsal bir sorunun kolaylıkla halledilmesini sağlayacaktır.

ANASAYFA